Künye | İletişim | Yazı Gönder | Bize Katıl | Yazarlar | Çevirmenler | Çizerler | Arşivler

Gelişmiş ekonomilerdeki çalkantılı siyasi süreçler, küresel şehirler için yeni sorular ortaya çıkardı. Bu şehirlerdeki işletmeler ve sakinler küresel ekonomiye oldukça büyük katkılarda bulunurlar. Bununla birlikte, birçok ülkede, mevcut ulusal politik çevrelerin, kentlerin küresel hedefleri için verdikleri destekler yetersiz kalmaktadır.  

Gelecek vaat etmeyen ulusal fonlara karşın şehirler, kendilerini direkt olarak küresel sahnede savunma zorunluluğu ile karşı karşıya kalıyorlar. Bir dizi değer ve model ile küreselleşen şehirlerin sayısındaki artış, aralarındaki rekabetin ağırlığı ile birlikte, görünürlük, tanıma ve farklılaşma ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Küreselleşen şehirler, uluslararası pazarlarda dikkat çekmek ve ulusal gündemlerde üst sıralara çıkmak için, sadece iş çevrelerinde, yetenek odaklı ve bağlanılabilir olmak üzerine değil, aynı zamanda ileti sistemine ve bir küresel kimliğin yaratılmasına da öncelik vermelidir.    

Son zamanlarda düzenlenen Global Cities Initiative (Küresel Şehir Girişimleri) zirvesinde, dünyanın dinamik şehirlerinden üçü, küresel kimliğin neden önemli olduğuna ve nasıl çalıştığına ilişkin görüşlerini ortaya koydu.

Stockholm’den bir görünüş

Stockholm, Kuzey Avrupa’da sosyal demokrasi ve kurumsallaşmış sorumluluğun güçlü ikiz geleneği ile tanınan (Volvo, Ericsson, IKEA, H&M, Electrolux, ve AstraZeneca’yı kapsayan) ziyadesiyle yaşanabilir bir şehirdir. Stockholm’in birinci sınıf iş kurma imkanlarıyla dolu, ödüllü bir havaalanı, bilim, teknoloji ve sağlık alanlarında kendi kulvarının üzerindekilerle yarışabilen üniversitelere sahip, hızlı büyüyen ve sosyal açıdan çeşitlilik gösteren (Skype, Spotify ve Wrapp), bir şehir olması ise daha az bilinen nitelikleridir.  

Kentin yeni “Stockholm: İskandinavya Başkenti” kimlik platformunun amacı, geçmişten miras alınan görüş ve ağır başlı stereotiplerin üstesinden gelmek— ve dinamik, genç, etkili ve girişimci bir şehir hakkında yeni bir mesaj sunmaktır. Bu platform, ölçek, sınır, ulaşım ve ulusal sınırlarının ötesine geçen bir şehir olarak Stockholm için yeni bir tür şöhret ve kimlik inşa etmeyi amaçlıyor. Stockholm Ticaret Odası ve Stockholm Ticaret Bölgesinin de dahil olduğu güçlü bir kamusal ve özel ittifak, metropolitan bölgedeki birçok belediyeyi bir araya getiren platformu destekliyor. Stockholm Ticaret Bölgesi Yatırımları CEO’su Anna Gissler’e göre, bu yeni küresel kimlik yoluyla yeni fırsatlara erişen kuruluşların ittifakı şehri yeniden tanımlıyor.

San Diego’dan bir görünüş

San Diego‘nun karşılaştığı görünürlük meydan okumasının komşularıyla olan sorunlardan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Los Angeles ve San Francisco (ve onların saldırı markaları: ‘Hollywood’ ve ‘Silikon Vadisi’) film piyasası ve teknolojik yeniliğin küresel merkezleri olarak o kadar iyi biliniyor ki, üçüncü bir Kaliforniya şehrinin çok dikkat çekmesi oldukça zor. Birçok üçüncü şehirde bu problem var: Bilbao, Durban, Brisbane, Manchester ve Montreal’i düşünün. Bütün bu şehirlerde olduğu gibi San Diego da çekici niteliklerini ortaya çıkarmak ve değerleriyle uluslararası alanda kabul görmek için daha fazla uğraş vermelidir.

250 yıl önce, doğal güzelliğine, güneşin, besinlerin ve balıkların bolluğuna hayran olan Fransisken rahipleri tarafından kurulan San Diego’nun, herkesçe bilindiği gibi doğurgan bir DNA’sı var. Bugün, bu cazibe, insanları çeken doğal kaynakların yanı sıra, insan ve risk sermayesini de kapsıyor. Bu DNA, Amerika’nın en çeşitli inovasyon ekonomilerinden birini yönlendiriyor. 3.3 milyonluk metropol nüfusu ve 200 milyar dolardan fazla GSYİH ile altı sektör San Diego’nun bölgesel ekonomisinde öne çıkıyor: IT / telekomünikasyon, temiz teknoloji, hayat bilimleri, siber güvenlik, denizcilik ve deniz bilimleri ve ekstrem sporlar. Bu son derece yenilikçi sektörler arasındaki yararlı etkileşimlerin bir sonucu olarak, San Diego, ABD’nin büyük metropol alanları arasındaki en yüksek patentleme yoğunluklarından birine sahiptir. San Diego Devlet Üniversitesi ve San Diego’daki Kaliforniya Üniversitesi ile birlikte Şehrin Rejeneratif Tıp için Sanford Konsorsiyumu, Scripps Araştırma Enstitüsü ve Salk Biyolojik Araştırmalar Enstitüsü gibi 80 araştırma enstitüsü bulunuyor.

Sorumlu CEO Mark Cafferty ‘e göre bu hikayeyi anlatmak ve kalıcı olmasını sağlamak San Diego Bölgesel Ekonomik Gelişim Kurumu için anahtar bir görev.  Bu programlar, kurumlarla, üniversitelerle ve hükümetle iş ortaklıkları aracılığıyla bölgenin güçlü ‘ziyaretçi ekonomisi’ başarısının bir kısmını, araştırma, işletme ve yatırım için fırsatlara çevirmeye odaklanıyor.

Kuzey komşularından gelen meydan okumalara rağmen, San Diego’nun küresel görünürlük yarışmasındaki gizli silahı aslında Kaliforniyalı kuzenlerinden ziyade, güneyindeki kardeş şehri Tijuana olabilir. Tijuana, havacılık sistemi, yenilikçilik ve üretken platformlar ve çeşitli nüfus, beceri ve kültür karışımını San Diego’yla paylaşan tamamlayıcı bir ekonomi olarak ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki on yıl boyunca, bu iki şehir metrosu kendisini Copenhagen-Malmö, Seattle-Vancouver ve Bristol-Cardiff gibi şehirlerde olduğu üzere, dünyanın gözünde sivriltmek için benzersiz bir teklif geliştirebilir.

Barcelona’nın küresel cazibesi ve etkisi o kadar iyi yerleşmiş ki şehrin ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Yine de 25 yıl önce şehir rıhtımını kullanmıyordu ve plajı da yoktu; bunlara ek olarak endüstriyel anlamda terke dilmiş yüksek işsizlik oranlarının hüküm sürdüğü bir eyalette bulunuyordu. Hala İspanya’nın otoriter askeri diktatörlüğünün ve onun Katalan halkı üzerindeki baskılarının (Ancak 1974 ‘de sona erebildi) travma sonrası gerginliğiyle acı çekiyordu. 1992 Olimpiyatları kenti dünyaya yeniden tanıttı ve sonraki yıllarda Barselona’nın yeni keşfedilen dinamizmi, mimariyi, şehirciliği, girişimciliği, diplomasiyi, gastronomiyi, sanatları ve turizmi harekete geçirdi. Barcelona, ​​ilk Dünya Kent Forumu’na ev sahipliği yaptı ve futbol takımı FC Barcelona, ​​neredeyse zahmetsiz bir tarz ve başarıyla eş anlamlı hale geldi: “”Bir kulübün ötesinde” “bir şehirden daha fazlası” olan bir yerde.Yine de bu başarılar, şehrin dokusunu ve tarzını bozmadan, dünyaya Barcelona’nın sadece spor ve dinlenceyle böbürlenen, ticari karakteristiği veya yatırımcı toplulukları olmayan tek boyutlu bir yer olmadığını hatırlatarak turizmdeki steroid benzeri büyümeye uyum sağlamada büyük zorluklar doğurdu.  

20.yy’ın reklama yönelik şehir pazarlamacılığı gibi araçları bu zorluklara karşı pek de etkili olamıyor. Bunun neticesinde, iş dünyasından ve sivil liderlerden oluşan ve bağımsız kâr amacı gütmeyen bir örgüt olan Barcelona Global, Barcelona’yı yetenek ve ekonomik faaliyetler için açık bir şehir haline getirmeye çalışıyor. Barcelona’nın adını ve yeteneklerini yönetmek bu genç ve kâr amacı gütmeyen kuruluşun iki temel görevidir. Beş yıldan kısa bir süre önce kurulan bu organizasyonun icraatları arasında, dünya çapındaki gurbetçi Barcelona’lı uzmanlardan oluşan bir ‘istihbarat ağı’ oluşturmak, ‘Barcelona’yı seçmek”  dedikleri şey için daha davetkâr bir deneyim yaratmak ve kentin 21. yüzyılın zorluklarıyla yüzleşmek için uzun vadeli bir gündem oluşturmasına yardımcı olmak da var.

CEO Mateu Hernandez’in de açıkladığı gibi Barcelona “Kartpostallara birer kartvizit” eklemelidir. Bu amaçla, şehir, 22 @ İnovasyon Bölgesi,, ALBA Sinkrotronu, Süper Programlama Merkezi  ve Sahilde Yaşam Bilimi Kuvözü vasıtasıyla yükselen bir yenilik ekonomisi için küresel görünürlük arayışına girdi. Barcelona, ev sahipliği hünerlerini (Olimpiyatlar, Şehir Forumu, Akdeniz Birliği Sekreterliği) Mobil Dünya Kongresi’ni şehre getirmek, yıllık 100.000 ziyaretçi ve 50 milyon dolar gelir için 10 yıllık bir antlaşma yapmak üzere geliştirdi. Üniversitelerini başlangıç ​​sektörüyle uyumlu hale getirdi ve büyük firmaları girişim büyümesine yönelik konumlandırmaya yönelik iddialı bir program bünyesinde topladı. Daha da önemlisi, Barcelona, ​​ziyaretçi markasını geliştirmek için, küresel yetenekler için açıklığı ve yaşanabilirliği, makul fiyatlandırmayı ve teşebbüsü birleştiren ilgi uyandıran öneriler yaratma arayışına girdi.

Bu örnekler, zorlayıcı bir küresel kimliğin kenti kalabalıktan nasıl ayırt edebildiğini ve yerel varlıkların daha görünür olmasını nasıl sağlayacağını göstermektedir:

  • Şehri haritada konumlandırma ve tanınırlık yaratma
  • Talep, merak ve olumlu yaklaşımları sürdürme/canlı tutma
  • Sadece tek bir sektörü değil, çeşitli olasılıkları vurgulamak
  • Şehrin herhangi bir talebi olmadan üçüncü kişi onayları sağlama
  • Mekanlar arası rekabetlerde hüsn-ü zan yaratmak, şehri uzun yüksek değerli mobil aktivite listelerinde aktivitelerden organizasyonlara, kurumlara ve ortak konumlara,aday güzegahlar arasına eklemek
  • Oyun, film, TV, kitap, şarkı ve videolar aracılığıyla ücretsiz reklamları cezbetmek
  • Bir alanda başarıyı arttırarak diğerinde etkiyi geliştirmek

Küreselleşen şehirler giderek daha rekabetçi piyasalarda faaliyet gösterdiğinden, bu tür kimliğin temini gereklidir. Sonuç olarak, iyi yönetilen bir küresel kimlik eksikliğinin açık riskleri vardır:

  • Şehrin veya metronun değeri ve ölçeği tanınmazsa kentin gerçekte olduğundan daha küçük olduğu kabul edilir.
  • Yönetilmeyen kimlik, görünür olmasına rağmen dengesiz veya çarpıktır. Varsayım, metronun sadece en iyi bilindiği turizm, büyük şirketler yada askeriye için iyi olabileceği yönünde olabilir.
  • Herhangi bir şehrin ya da metropolün anahtar medyada, küresel ölçütlerde ve kısa fırsat listelerinde bulunmaması, kentsel koşullar ya da aslında yanlış olabilecek zayıflıklar hakkında varsayımlara neden olur.

Küresel bir kimlik, zaman içinde ve döngüler vasıtasıyla gelişmelidir ve asla statik olmamalıdır. Bir şehir ya da metro iyi bilindiği zaman, hataları, arızaları ve sürtüşmeleri yaygın olarak bildirilecektir. Açık küresel kimliği olan bir metro, isim yönetimi konusunda daha aktif olmalı ve fırsatlar kadar zorlukları da idare etmeyi beklemelidir.

Stockholm, San Diego, ve Barselona güçlü bir küresel kimliğin ve onun sağlayabileceği temettülerin, pratik eylemlerin ve yetkili ittifakların sonucu olduğunu, şans veya kaza eseri olmadığını göstermiştir. Küresel kimlik, giderek artan sayıdaki ulusta, tecrit yanlısı veya popülist pruva rüzgârlarının ortasında, kentleri, küresel olarak bütünleşmiş ticaretin ön saflarında konumlandırmak için daha da önemli bir araç haline gelebilir.

Yazar: Greg Clark
Çevirmen: Zeynep Şenel Gencer
Kaynak: Brookings 

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

İÇERİK SAĞLAYICI

11 Ekim 1980’de Antalya’da doğdu. Mühendis bir baba ve doktor bir annenin tek kızıdır. Eğitim öğretim hayatını İstanbul’da tamamlayan Gencer, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümünü bitirdikten sonra, eğitimine New York Film Akademi’de devam etti. 2008 yılından beri çeşitli platformlarda çeviri ve sinema eleştirileri ile yer almakta. Evli ve bir çocuk annesi olan Gencer, David Guetta hayranı. Gerilim ve cinayet romanları okumaktan hoşlanıyor.

Comments are closed.