Künye | İletişim | Yazı Gönder | Bize Katıl | Yazarlar | Çevirmenler | Çizerler | Arşivler

Bir keresinde Albert Einstein şöyle demişti; “Sessiz bir kusuru tumturaklı bir meziyete tercih ederim.” Bu iğnelemede, meziyetin kendi reklamını yapmaması gerektiği öne sürülür. Hünerli kimse gösteriş yapmaz; bir şeyleri sadece kendilerine hayran bırakmak için yapmazlar. Bu noktada Einstein ile hemfikirim: Gösterişli bir kibirlidense sakin bir hayırsız olmayı tercih ederdim. Dikkatleri üzerine toplayan bir hayırsever örneğindeki gibi, ne kadar iyi olduğunuzu afişe etmek pek de erdemli gözükmez. Fakat Einstein’ın ifadesi şu soruyu açığa çıkarıyor: Gösteriş her zaman kötü müdür?

Bunun henüz bir cevabı yok. Fakat dikkati başka yöne çekmek için öne sürülen bazı ifadeler var. Mütevazılık, becerileri hafifsemek gibi teselliler bunlar. Bunlar işe yaramaz, çünkü gösteriş yapmak özü itibariyle kötü bir şey değildir. Fakat, göreceğimiz üzere, gösteriş aşırıya da kaçabilir. Buna yönelik iyi bir yaklaşım ise kültürel farklılıklardan dem vurur. Örneğin, California’da normal olan bir şey Cambridge’de kötü addedilebilir. Fakat yine de her şey farklılıkla ilgili değildir, bu sadece küçük bir noktadır. Soruları çözüme ulaştırmaz; bu, gösterişin ne zaman kötü olduğu hakkındadır.

O halde, “gösteriş yapmak” ile ne kastedildiğini düşünelim. Bu ifadeyi beğeni toplamaya niyetli davranışları tanımlamak için kullanırız. Gösteriş yapmak sadece topluluk karşısında bir şeyleri iyi sergilemek değildir. Elgar’ı icraa eden Jacqueline du Pre gösteriş yapmaz. Performansını segilemektedir, seyirci karşısında çello çalmaktadır. Gösterişi ayırt etmemizi sağlayan şey eylemin ardındaki niyettir. Gösteriş yaptığımda, bir şeyi senin hayranlığını celbetmek istemem sebebiyle yaparım. Birilerinin gösteriş yapıyor olduğu hükmüne vardığımızda, bunu girift bir anlam grubu bağlamında çıkarsarız. Bunlar en iyi ihtimalle geçici ve değişkendir. Aynı zamanda günlük hayatta sık sık karşılaştığımız muhtemel anlamlardır.

Bu değişken koşullar bağlamında, bazı türden gösterişlerle mücade edilir. Böbürlenen kimseleri aşağılamak için bir edebi gelenek vardır. Shakespeare’in Malvolio ve Falstaff’ı akla gelir; fakat buna dair daha müphem vakalar da vardır. Mesela şuna bakalım. Bir kimsenin siyasi duruşunu belirtmek için, “Turuncu Parti soytarıdır” diye bir tweet attığını farz edelim. Bizim bundan etkileneceğimizi düşünür, fakat bir diğer kimse ise onun Turuncu Partiyi bildiği ve pek de umursamadığı çıkarımını yapar. Tweet ile yaptığı üstünlük mesajı vermektir. Hal böyle olunca, gösteriş, yüksekten atmak olarak gözükür.

Fakat bu, tüm gösteriş çeşitlerinin kötü olduğu anlamına gelmez. Gösterişin genellikle aldatıcı olduğunu da göstermez. Felsefeci Peter Strawson bu ikinci görüşü benimser. Gösterişte, niyetlendiğim şeyi ifşa ederekten senin hayranlığını güvenceye almaya çalışmamdır, der 1964 yılında. Aslında, beğeni almak için niyetimi gizlememin daha iyi olduğunu bilirim. Eğer niyetimin ne olduğuna uyanırsan, iğreneceksindir ya da başka kınayan tepkiler vereceksindir. Bu yüzden, Strawson için, açıklık gösterişin niyetinin bir parçası değildir.

Açıktan gösteriş yapma vakaları da vardır. Bunların tümü şaşırtıcı şekilde masum hatta cezbedicidir. Flört ettiğim kişi beni etkilemek için gösteriş yapar; en sevdiğim şairden dizeler okur. Böyle yaparak, benim ne olup bittiğini anlıyor olmamı ister. Bunun beni etkilemek niyetiyle yapıldığını fark etmem, sevgilimin beni nasıl etkilmek istediği mevzusunun merkezindedir. Hatta o kadar ki, dizeleri okurken hata yaparsa, bunun yine de etkilenmem için bir etmen olarak, beni etkilemek için, tertip edildiğini görürüm. Bu flört oyunu haddizatında iki taraf nezdinde de anlaşılmıştır. Bu yüzden gösteriş “hataları” romantik komedinin ham maddeleridir.

Strawson’a göre bu pek de mümkün değildir ama gündelik hadiselerde bol miktarda mevcuttur. Bir çocuk oyun oynarken annesine şov yapar: “Anneciğim bak!” Böyle yaparak, budalalık ya da yürekliliği ile annesini etkilemeye çalışarak, annesinin bu yaptığı şeyi bilmesini ister. Onun takdirinin peşinde koştuğunu bilmesini ister. Başka kimseninkinin değil. Onun gösterişinin hilesiz olduğunu biliriz, görenek bunu böyle kabul etmiştir. İnsani iyiliğe inanmayan bir seyirci merdümgiriz bir kimse zannedilecektir, ya da en azından bir hödük. Eylemlerin tekniği nevinden bir bilgi edinmişçesine varlığını sürdüren yetişkin dünyasında yaşamak için, çocuk –muş gibi yapmayı öğrenmek zorundadır. Fakat bu sadece, deneyim edinmek, hatalar yapmak, gösteriş yapmak için böylesine karışık eylemlerin anlaşılmazlığı içinde oynayarak yolunu bulmaktır. Bu, yaratıcı yollarda yerleşik anlamlar ile oynamaktır. Burada, drag gösterilerindeki aşikar gösteriş akla gelir. Drag sanatçısı, gösteriye dikkat çekmek için açık bir şekilde gösteriş yapar. İlgili düzenin parodisini yaparlar.

Drag sanatçıları geleneksel anlamları alt üst ederler, fakat doğaçlamaya duyulan ihtiyaç sadece doğrudan ifsat vakalarında görülmez. Örneğin, anlam atfetme eylemleri zaman içinde değişebilir. Bize bugün masum görünen gösterişler büyükbabalarımızı utandırmıştır.

“Açüklamak”(1) olayını ele alalım. Burada özel bir tür gösteriş devreye girer: bir erkeğin, (genellikle kadın olan) muhatabının mevzuyu kendisinden daha iyi bildiğini gözardı ederek açıklama yapması eylemidir. Açüklayan, zekiymiş gibi görünmek için, aslında pek de hakim olmadığı konuya dair söz üstünlüğü iddiasında bulundur. Bu durumun mevcudiyeti uzun bir geçmişe sahip olsa da, dile getirilmesi nispeten yenidir. Ne anlam çıkartacağımıza karar vermek zorundayız.

Müsamere ve rol yapmak yaşam biçimimizin parçasıdır. Gösteriş hakkında konuşma şeklimiz de bunu haklı çıkarır. Gösteriş olarak adlandırdığımız -ve bazen meydan okuduğumuz- şey karmaşıktır ve değişkendir. Kendini aldatmaktan kaçınmanın da dahil olduğu yeni mücadeleler doğar. Fakat aynı zamanda, olası yeni ufuklar da vardır, anlamla oynadığımız için erişilebilir olan yeni yaşam biçimleri…

(1)Çevirmenin notu: Türkçeye “açüklamak” olarak kazandırılan sözcük, ataerkil bağlamda erkeğin kadın üzerindeki haksız söz üstünlüğü hakkı iddiasını tanımlar. Açıklamak anlamına gelen “explain” sözcüğündeki “ex” yerine “mans” konularak, açıklamak olgusunun erkek egemen anlamı türetilmiştir.

Yazar: Claire Grant
Çevirmen: Müleyke Barutçu
Kaynak: Aeon

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

İÇERİK SAĞLAYICI

Fatih Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden lisansını ve Sosyoloji’den çiftanadalını tamamladı. “Sosyal mesafe”, “göç”, “toplumsal cinsiyet” konuları üzerine projeler ve çalışmalarda yer aldı. Çeşitli dergi ve online platformlarda yazarlık, çevirmenlik, editörlük deneyimleri edindi. Postmodern yazın, absürd drama, kültürel çalışmalar ve gündelik sosyoloji okumayı sever, playlist’inden “dünyadan sesler” hiç eksik olmaz.

Comments are closed.