Künye | İletişim | Yazı Gönder | Bize Katıl | Yazarlar | Çevirmenler | Çizerler | Arşivler

Çiftçilik, çok az farkla ısınma ve elektrikten sonra sera gazı salınımında ikinci büyük kaynak olarak geçiyor.

Artık birçok üründe “organik” yazan etiketleri bulabilirsiniz. Fakat gerçekten çevreyi düşünüyorsanız, bu ürünleri almayın (ki zaten bu “organik” ürünler, diğerlerine kıyasla daha sağlıklı değil ama bu başka bir hikâye).

Bu ürünleri alarak vahşi yaşama katkı sağlamış da olmuyorsunuz. Evet, organik çiftlikler geleneksel olanlara kıyasla yaban hayatını daha çok kucaklıyor. Bununla beraber bu çiftliklerden daha az ürün elde edildiği için daha çok toprağa ihtiyaç duyulmakta. Bu da genellikle tropik kuşakta daha çok ağacın kesilmesi anlamına geliyor. Ayrıca, organik gıdalar geleneksel yöntemlerle elde edilenlere kıyasla daha çok sera gazı salınımına da yol açıyor.

Bu ayrım ilerde çok daha büyük olacak çünkü neyin “organik” kabul edileceğini rastgele standartlarla belirleyen kuruluşlar, çiftliklerdeki gaz salınımını düşürmeye aday olan, ürünlerde genetik değişimi uygulamasına ciddi bir şekilde karşı çıkıyorlar.

Organik hareket bunlara izin vermiyor.  Ürünlerin genetikleriyle oynanmasına dair küçük bir umut hala var çünkü genetikle oynamanın uygun olduğuna inananlar bu şekilde elde edilen ürünlerle geleneksel şekilde elde edilenler arasında bir fark olmayabileceğini düşünüyor. Fakat 18 Kasım’da Amerika Organik Standartlar Heyeti, oy birliği ile ürünlerin genetik yapısıyla oynanmasına karşı çıktı.

Yazar: Michael Le Page
Çevirmen: Özge Mete
Kaynak: Genetic Literacy Project

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

İÇERİK SAĞLAYICI

Ben Özge Mete, ODTÜ Yabancı Diller’den mezun olup Tarih bölümüne “devşirilen” ve bölümüne gönülden bağlı bir arkadaş. Antika pazarlarını gezmeyi sever, eski kutuları toplar, gezer; bir yandan çevirmenlik yapar ve tezine devam eder, konferanslara katılır. Öykü yazmayı sever, vals bilir, iki yakayı birleştiren bir köprü gibi görür kendini.

Comments are closed.