Künye | İletişim | Yazı Gönder | Bize Katıl | Yazarlar | Çevirmenler | Çizerler | Arşivler

Araştırmaya göre aile dinamikleri genellikle gerilimle dolu

Michigan Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, su götürmez bir şekilde ebeveynlerin ve çocuklarının karşılıklı olarak birbirinin “sinirine dokunduğunu” ortaya koydu. Çalışmanın öncüsü Kira Birditt, şöyle ifade ediyor:

“Aile-çocuk ilişkisi, insanların kurduğu en uzun süreli sosyal bağlardan biridir. Bu bağ, çoğunlukla oldukça pozitif olduğu gibi yaygın olarak rahatsızlık, öfke ve duygu karmaşası da içerebilir.”

Beklendiği gibi, 500 Amerikan aile ve onların 22 yaş üstü çocukları üzerinde yapılan araştırmaya göre iki tarafın arasındaki en hassas konu “yaşam biçimi seçimi”: kiminle randevulaşıyoruz, parasal alışkanlıklarımız, ev idaresi anlayışımız. Aileler oğullarından ziyade kızlarıyla daha çok gelirim yaşadıklarını belirttiler, kızlar ve oğullar da babadan ziyade anne ile daha çok problem yaşadıklarını ifade etti. Birditt, bunun nedeninin kadınların sıklıkla daha samimi ilişkiler kurmasından kaynaklanıyor olabileceğini söylüyor ki bu da olayların çirkinleşmesinin daha olası hale gelmesine neden oluyor.

Sonuç olarak araştırma, çocuklardan çok ebeveynlerin bu uğraşılar yüzünden daha üzgün olduklarını ortaya koyuyor. Peki neden? Anne, bilgece bir öğüt vermek için çocuğunu arar fakat karşısına telesekreter çıkar. Anne, ertesi gün tekrar arar ve cevap vermek için büyük bir suçluluk duygusuyla ahizeyi kaldırırız: Şimdi ben de seni arayacaktım! 8.30’da görüşelim mi? Kusura bakma, acelem var! Ne kadar rahatsız edici.

Michigan araştırması, aynı zamanda, çocukları yaşlandıkça ebeveynlerin daha da çabuk sinirlenir hale geldiğini ortaya koydu. Bu Birditt için çok şaşırtıcı ama bence, birçok insan için çok tanıdık bir durum. Biz yaşlandıkça onların bağlılıkları artıyor. Fakat hayatımız bize bağlı hale gelen insanlarla dolmaya başlarken ilgimizi dengelememiz de gerekiyor.

Peki ne yapmak lazım? Sesli mesaj ya da diğer kaçış yöntemlerinin bizi hiçbir yere vardırmayacağını söylüyor Birditt. Diğer çalışma konuları, mücadele gerektiren konuların su yüzüne çıkmasının ilişkileri daha ılımlı hale getirdiğini gösteriyor. Tabii, tabii – mantıklı ama arayanı bil kullanmak çok daha kolay.

Yazar: Laura Allen
Çevirmen: Özge Mete
Kaynak: Popular Science

Düşünbil Portal’da yayımlanan, Düşünbil yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır.

İÇERİK SAĞLAYICI

Ben Özge Mete, ODTÜ Yabancı Diller’den mezun olup Tarih bölümüne “devşirilen” ve bölümüne gönülden bağlı bir arkadaş. Antika pazarlarını gezmeyi sever, eski kutuları toplar, gezer; bir yandan çevirmenlik yapar ve tezine devam eder, konferanslara katılır. Öykü yazmayı sever, vals bilir, iki yakayı birleştiren bir köprü gibi görür kendini.

Comments are closed.